El'e Mektup

İğrenç birisin sen. İğrenç...
Birçok insanın birçok vesvesesi sende toplanmış. Sen, senin için bu vesveseleri yok edebilecek insanlar yerine diğer vesveseleri seçen birisin. İşte, işte bunun kadar iğrençsin. Sevilmek istediğini söyleyip, sevgiler seni saracak iken kaçıp giden, saklanan biri kadar iğrençsin. 
Genellemelere koşan ama öznellerde sıkışıp kalan biri kadar da iğrençsin ayrıca. Dahası; en ufak beklenti dışı bir hareketle yüzünü asan, içini karartan birisin. Hep fazlası, hep en iyi olsun deyip, kötülüklere tutkun birisin. Sahi ne zaman böyle oldun sen? Ne zamandır kendine üzülür, için için ağlar oldun? Kim yaptı bunu sana? 
Ah, hayır. Kimse, kimse yapmadı. Usul usul kabul eden sendin. Sessizliğe davetiye çıkaran, ağlamayı sevap sayan. İlle birine atılmalı ise suç; sensin suçlu.
Bir müddet boyu gerilen sonra birden kendini bırakıveren biri kadar da iğrenç biri olduğunu söylemiş miydik? 
Hayır. Hayır, hayır, hayır!
Aslında sen de suçlu değilsin. Kimse suçlu değil ki.
Ne yorumda, ne yaşanan da, ne de yaşayan da.
Pekala. O zaman suç Tanrıda mı?
Ona da ''hayır''.
Suçlu yok, biz yokuz, burası yok; duygular var, sen varsın, biz varız!
Kaç! Hem de hemen. Kendini kendinden kurtar ve yine kendini onlardan ve olacaklardan koru. İcinmeden kaç n'olursun!.
Bitmeden, bitirilmeden...


Yorumlar

Popüler Yayınlar