YOL
Yola düşmenin en az uğurlamak kadar zor olduğu uzunca zamanlı sevdalar geçti gitti yüreğinden. Bu telaş, bu sessizlik... Hak edilmemiş yalnızlığının telvesi ağır ağır damlıyor içine. Gece yine son demlerinde yarıyor sevdaların acelesini.
Kadın yine pencerede. Sokağın en tepesinde ve yine dalmış düşlerin en güzeline. Lacivert gibi. Soğuk kalabalıklarda derin yalnızlığı tatmak. Bu muydu günahların en fenası?
Alışılmış sızı, öğretilmiş karanlık ve rutinleşen sensizlik. İnsanız en nihayetinde.
Bu son çağrı, bu son çığlık, bu son çırpınış, bu son bakış, bu son ağıt ve bu son. Gömülüp gitmeye razı gelmek var ya da daha gidilecek nice yollar. Ne ara yıllandı böyle kör fıçılardaki karanlık şaraplar gibi? Bu kez kader deyip de geçilemez üstelik bu apaçık istek. Ateşlerde yanmak, kör kuyularda kaybolmak, derin sularda boğulmak... Bu gün gibi sırıtan bir klişeye can vermek. Yaradılış gereği terk etme dürtüsünün beklentileri ve geleceğin bekareti ölüyor. Varmadan yok olmak, hiç olmak, bir olmak belki de en temizinden yeniden doğmak. Akşam üzerleri, gün batımları, günebakanlar. Beyaz kadar karanlık güzel bir beş kala meltemi. Gece ikna edilmeyi beklemekte, veda gibi. Mesele vedalarda değildi. Mesele neydi?
Kadın yine pencerede. Sokağın en tepesinde ve yine dalmış düşlerin en güzeline. Lacivert gibi. Soğuk kalabalıklarda derin yalnızlığı tatmak. Bu muydu günahların en fenası?
Alışılmış sızı, öğretilmiş karanlık ve rutinleşen sensizlik. İnsanız en nihayetinde.
Bu son çağrı, bu son çığlık, bu son çırpınış, bu son bakış, bu son ağıt ve bu son. Gömülüp gitmeye razı gelmek var ya da daha gidilecek nice yollar. Ne ara yıllandı böyle kör fıçılardaki karanlık şaraplar gibi? Bu kez kader deyip de geçilemez üstelik bu apaçık istek. Ateşlerde yanmak, kör kuyularda kaybolmak, derin sularda boğulmak... Bu gün gibi sırıtan bir klişeye can vermek. Yaradılış gereği terk etme dürtüsünün beklentileri ve geleceğin bekareti ölüyor. Varmadan yok olmak, hiç olmak, bir olmak belki de en temizinden yeniden doğmak. Akşam üzerleri, gün batımları, günebakanlar. Beyaz kadar karanlık güzel bir beş kala meltemi. Gece ikna edilmeyi beklemekte, veda gibi. Mesele vedalarda değildi. Mesele neydi?
Yorumlar
Yorum Gönder